Bu Gerçekten Sen Misin?

Sosyal medyanın bireysel ve toplumsal etkileri yadsınamaz şekilde hayatlarımızda. Herkesin farkında olduğu ve çoğu kişi kabul etmese de yapılmaya çalışılan bir gösterim var.

Sosyal medyanın bireysel ve toplumsal etkileri yadsınamaz şekilde hayatlarımızda. Herkesin farkında olduğu ve çoğu kişi kabul etmese de yapılmaya çalışılan bir gösterim var. Snapchat ile hayatımıza giren ve ardından Instagram, Facebook ve Whatsapp’ta bulunan hikaye özelliği ise bu gösterim anlayışını ekstra tetikler nitelikte.

Peki Nedir Bu Gösterim?

Her gün gönderi, tweet paylaşan insanlara hepimiz alışmıştık zaten fakat bunun bir ilerisi olabilir miydi? Her zaman olduğu gibi tabii ki bunun da bir ilerisi olabilir, oldu ve olacak. İnsanlar yaptıkları etkinlikleri, gittiği yerleri, yediği yemekler ve birlikte olduğu insanları naklen gösterebiliyor. Bu ana kadar hiçbir sıkıntı yok fakat artık yapmadıkları, gitmedikleri, yemedikleri şeyleri de gösterir oldular. Bu büyük bir sıkıntıdan bir adım öncesi olabilir.

Örneğin tanıdığınız etrafınızda olan biri var ve çok mutsuz olduğunu biliyorsunuz, nerede ne yaptığını da. Instagram’a girdiğinizde ise o şu an Bodrum’da hatta Almanya’da dondurma yiyor. İnsanlar sosyal medya üzerinde gördükleri ihtişamlı hayatlar görsel şölen sanılan eğlenceler arasında kaybolup gidiyor ve kimse buna bir dur diyemiyor.

Sosyal Medya İle Herkes Mutlu Mu?

Sosyal medya ve hayatımıza etkileri her zaman olumlu olmayabiliyor. Herkesin hep çok mutlu, eğlenceli bir hayat sürdükleri sosyal medya gerçek hayattan sadece bir anlığına değil koca bir ömür kaçırıyormuş gibi hissettiriyor. Aslında kaçan tek şey hayatın gerçekliği ve kazanansa sadece sosyal medya. Birey kendini umursamaktan ziyade insanlara kendini nasıl daha mutlu, daha zengin ve daha eğlenceli gösterebilirim diye düşünüyor. Bunun sonucunda ise olay tamamen yalana dönüşüyor.

Depresyona dahi yol açan sosyal medyayı bu kadar zararlı gibi gösteren ise sadece bizleriz. Kayıp çocukları, hayvanları bulmayı sağlayan, acil kan ihtiyacını hemen duyurabildiğimiz sosyal medyayı tamamen kişisel hırslarımıza çeviren de sadece bizleriz. Arkadaşlarımız nereye gitmiş? Flört ettiğim insan acaba ne yapıyor? Neden bunu takip etti? Benim neden çok takipçim yok?

İşte bu soruları kendimize sorup durduktan sonra harekete geçişimiz iki dakikayı aşmıyor. Nasıl hemen ilgi çekebilirim? Sorusunu kendimize yöneltip, hemen bir hikaye paylaşmamız gerektiğinde karar kılıyoruz. Hemen bir tweet atıp kendimizi hatırlatıyoruz.

Merak Ve Gizlilik Yok Oluyor

Merak duygusunun gitgide yok olduğunun kimse farkında değil ve herkes istediği her şeye otuz saniye içinde ulaşabiliyor. Gittiğim ya da gitmediğim yerde konum bildirdiğim an hemen arkadaşlarım ve belki flörtüm benim olduğum ya da olmadığım yeri biliyor. İşte bu şekilde kendimi merak ettirdiğime inanıp evimde oturmaya devam ediyorum. Aslında herkes bunları yapıyor ama kimse kimseyi umursamıyor ve yine kimse bunun farkında değil.

Bu durumların asıl gerçekleşme sebebi bireyin ilgi açlığı ve kendinde olmadığını düşündüğü, sadece hikayelerden izlediği onda olması gereken hayatı yaşamaya çalışmasıdır. Kişinin kendi hayatıyla mutlu olmadığını düşündürten sosyal medyanın gerçekten bu kadar suçlu olduğuna inanmıyorum. Eğer ki biz şans vermezsek sadece eğlence ve gerektiğinde yardım amacıyla kullanırsak sosyal medya da isim olarak aklanır ve herkes mutlu olur gibi geliyor. Suçu teknolojiye atmak yine bireyin kendini kabullenmemesine giriyor.

Sahte Hayatlar

Kimsenin elimize telefonu zorla vermediği gibi o hesaplara da zorla sokulmuyoruz. Sahte hesapların çoğalması da buna bir örnek. İnsanların yaşadığını kendi hesabından paylaşmanın bir üst seviyesi ise direkt o kişi gibi davranıp insanları kandırmaktır. Kişi kendi kendine neden yaptığını sorgulasa onun da bir cevabı olmayacağı için kimlikleri çalınıp bu izinsiz gösterimi yapılan kişiler durumu genelde yargıya devrediyor.

Gösterim denilen durum başlangıçta masum amaçlara sahip olsa da şiddeti artıkça sonuçları ve sorumlulukları da artacak bir olay teşkil eder. Sahte hayatların içinde sahte fotoğraf ve videolarla gerçekten kaybolmak ve kaybetmek istemediğimize karar verip, davranmamız lazım ki herkesin herkese olan güvenini artırabilelim, en önemli amacımız da bu olmalı zaten.

Yazar. Necibe Göksu Oktay

Subscribe to Enstitü Blog - Teknoloji, Eğitim ve Değişim Üzerine

Don’t miss out on the latest issues. Sign up now to get access to the library of members-only issues.
jamie@example.com
Subscribe