Büyümenin Sorumluluğu

Büyüme kavramını kelime anlamıyla bir varlığın, oluşumun, durumun madde ve farklı boyutlarda artması, çoğalması, şekil değiştirmesi olarak tanımlayabiliriz. Bu kavram doğa üzerinde bulunan canlı, cansız tüm varlıkları ilgilendirir. Hayat ve varoluşun sistemi bunun üzerinden devam eder.

Büyüme kavramını kelime anlamıyla bir varlığın, oluşumun, durumun madde ve farklı boyutlarda artması, çoğalması, şekil değiştirmesi olarak tanımlayabiliriz. Bu kavram doğa üzerinde bulunan canlı, cansız tüm varlıkları ilgilendirir. Hayat ve varoluşun sistemi bunun üzerinden devam eder.

Doğanın Parçasıyız

Doğa bu konu ile ilgili çok iyi bir gözlem sahasıdır. Tırtılların ‘metamorfoz’ yoluyla kozasında dönüşüp kelebek halini alması, bitkilerin küçük bir tohumdan meyve veren bir ağaca küçük bir su birikintisinin yağmurlar yoluyla büyük bir gölete dönüşmesi gibi.

İnsanoğlu olarak biz de doğanın bir parçasıyız. Anne karnına düştüğümüz andan itibaren büyüme sürecimiz başlar. Ölene kadar da devam eder. Bizi diğer canlılardan ayıran şey düşünme yetimizdir. Bu bir tohumdur.

Bunun temeli ailede atılır. 0-3 yaş arasında anne-baba ve diğer aile bireylerinden iyi-kötü, doğru-yanlış kavramları, değerler ve hayata bakış açımızın şekillendiği öğretiler alırız. İlerleyen yaşlarda yine düşünme yetisiyle öğrendiklerimizi sorgulayıp kendi inanç sistemimizi ve değerlerimizi oluşturabiliriz. Bu ayrımları yapabilme gücünü elde etmek için birey olma farkındalığını yaşamamız gerekir.

Birey Olmak Nedir?

Her şeyden ve herkesten bağımsız, kendi olarak hareket edebilen, inisiyatif alabilen, kendinin ve diğer insanların alanlarına, düşüncelerine saygı gösteren, topluma faydalı işler yapan kişi bireydir. Bu ömür boyu süren bir yolculuktur. Yol arkadaşları sorgulama, okuma, yeni yerler görme, sevgi, kendine inanma, cesaret, risk alabilme gücü ve daha nicesidir.

Şu anda gelişmiş ülkelerin çoğunda 18 yaşını dolduran kişiler ailelerinden ayrılıp, kendi düzenini kuruyor, maddi, manevi süreçlerini kendi takip ediyor. Bizim ülkemizde yüzde %70 oranında olan bu süreç önce üniversite, sonra evlilik yapıp kendi düzenine çıkma şeklinde devam ediyor. Jenerasyon değiştikçe ve ‘yol arkadaşları’ iyi seçildikçe düzen elbet değişecektir.

Sorumluluklar

Bir bireyin ailesine, çevresine, doğaya, topluma ve her şeyden önce kendine karşı sorumlukları vardır. Bu kavramlar, başkalarının beğeneceği bir model yaratmak veya başkaları mutlu olsun diye kendimizden taviz vermek gibi algılanmamalıdır. Aksine kendine yetebilen ve ‘kendi özgün doğasını yaşayan biri’ herkese örnek olur. Bu bir başarıdır. Başarı ölçütü de iyi bir maaş, pahalı bir araba ve yüksek bir kariyer olarak düşünülmemelidir.

Örneğin; yıllarca ev hanımlığı yapmış ve kendini kapana kısılmış hisseden bir kadın tabularını yıkıp, kendi sorumluluğunu göğüsleyip hayata öz güvenle tekrar başladığında, dünyayı gezme hayali olan bir genç, ‘yapamazsın!’ diyenlere inat hayalini gerçekleştirme sorumluluğunu aldığında, alkol problemi yaşayan biri alkolü bırakıp sağlıklı bir bireye dönüştüğünde veya bir grup insan doğayı korumak için buluştuğunda ve bu zinciri büyüttüğünde birey olma sorumluluğunu almış demektir. Bunlar sonucunda da büyüme kendiliğinden olmaya başlar.

Başlangıç Noktası

Nereden başlayacağım? Nasıl olacak bunlar? diye düşünenler için şu atasözü çok uygundur. ‘Kervan yolda düzülür.’ Kendimize bir başlangıç noktası oluşturup, hatta bunları yazıp hayata geçirmek için ufak adımlar atabiliriz.  Kabımızın sınırları belli olduğu için büyüme esnasında dışarı taşma, acı çekme ve sancılar elbet olacaktır. ‘Her şeyin bir bedeli vardır.’ diyen düşünürün sözünü buna benzer bir aşamanın içinde söylediği varsayılabilir. Sorumluluk; cesaret ve bilinmezlik ile yürümek ister. Bu yürüyüşte önümüzü görememek kimi zaman bize korkutucu gelebilir. Bunu aşmanın da büyüme kavramının bir parçası olduğunu unutmayıp, 800 yıl önceden bize bu konuda seslenen Şems-i Tebrizi’nin sözüyle yazıyı tamamlamak isterim.

Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?”

Yazar: Esra Yılmaz

Subscribe to Enstitü Blog

Don’t miss out on the latest issues. Sign up now to get access to the library of members-only issues.
jamie@example.com
Subscribe