Dışlanmaktan Korkuyorsan Hastalığın Suskunluk Sarmalı

Toplum tarafından dışlanmaktan mı korkuyorsunuz? Görüşlerinizi açıkça ifade edemiyor musunuz? O ortamdaki egemen düşünce içerisinde kayboluyor musunuz? Eğer cevabınız evet ise geçmiş olsun, hastalığınız suskunluk sarmalı.

Toplum tarafından dışlanmaktan mı korkuyorsunuz? Görüşlerinizi açıkça ifade edemiyor musunuz? O ortamdaki egemen düşünce içerisinde kayboluyor musunuz? Eğer cevabınız evet ise geçmiş olsun, hastalığınız suskunluk sarmalı.

İnsan her olaydan etkilenebilen bir varlıktır ve diğer bireylerin görüşleri, seslerinin tonu bile o kişiyi zihinsel ve davranışsal olarak değiştirebilir. Bu psikolojiye girdikten sonra insan artık görüşlerini saklamaya, o toplumdaki egemen görüşü kabul etmiş gibi görünmeye ve o şekilde davranmaya başlar.  Bunun sonucunda o birey suskunluk sarmalı hastalığına yakalanmış olur.

Suskunluk Sarmalı Nedir?

Bu kuram 1974 yılında Almanya’daki Meinz şehrinde bilim insanı Elisabeth Noelle tarafından ortaya atıldı. Suskunluk sarmalı daha çok, az gelişmiş ülkelerde görülüyor. Bu durumun yaşandığı kültür, coğrafya ve olaydan etkilenen insanlar incelendi. Gözlemlerin sonucunda kişiler o ortamdaki baskın kültüre, geleneklere ve çoğunluğun kabul ettiği bireylerin davranışlarına bakarak kendi fikirlerini anlatmaya çekindikleri ve düşüncelerini gizlemeye çalıştıkları görüldü.

Suskunluk Sarmalı Kuramını Besleyen Düşünceler

  • Hor görülme korkusu
  • Dışlanma korkusu
  • Fenomen olma isteği
  • Toplumda değer görmek istenmesi
  • Maddeci yaklaşımlar
  • Bilgiye, manaya değil dış görünüşe önem verilmesi

Bu tip nedenler yüzünden bireyler egemen görüşlere uymak zorunda kalıyorlar.

Medya Bu İşin Neresinde?

Kitle iletişim araçları ortaya çıktıktan sonra toplumun en ücra köşesine kadar yayıldı ve insanların bilgiye ulaşmada en çok kullandığı araçlardan olmaya başladı. Sonraki aşamalarda geleneksel medya ve sosyal medya olarak ikiye ayrılan kitle iletişim araçları geldiğimiz dönemde kişilerin tutum ve davranışlarını belirlemede en önemli faktörler haline geldi.

Medyanın insanların düşüncelerini ele geçirmesiyle kişiler kendi değerlerini ve bir birey olduklarını unuttu. Artık popüler insanların düşünceleri önemli olmaya başladı. İnsanlar bu görüşlere göre hareket etti ve kendi fikirlerini anlatmaya çekinir oldu. Bunun sonucunda suskunluk sarmalı oluştu. Medyayı egemen görüşlü insanlar kullanmaya başladı ve tatmin edici bir kitle topladı. Bu görüşten olmayan kişiler ise dışlanmaktan korktuğu için egemen fikirlere boyun eğdi ve alt kültür olarak kalmaya devam etti.

Ne Yapmamız Gerekiyor?

Suskunluk sarmalı hastalığına bilgisi az, özgüveni düşük, kendini geliştirmemiş ve genelde maddeye önem veren insanlar yakalanıyor. Bu duruma düşmemek için kendimizi sürekli bir işletim sistemi gibi güncellememiz gerekiyor. İlk başta üzerimizdeki özgüven eksikliğini atmamız lazım. İletişimi zayıf ve asosyal insanlar kendine güvenmezler. Bu sebeple tekrar bir suskunluk sarmalı girdabına düşerler.

Kitap Okumak

Özgüveni artırmak için ilk başta bilgi dağarcığımızı geliştirmemiz ve olaylara eleştirel bakabilmemiz çok önemli. Bilgisiz insan fikirlerini gizlemeye çalışır. Düşüncelerinde sabit kalamaz, çabuk etkilenir. Günlük düzenli kitap okumak insanı mükemmel bir şekilde gelişmesini sağlar. Olaylara entelektüelce bakabilmemizi sağlar, ufkumuzu genişletir.

Film Okumak

Evet, yanlış duymadınız. Film okumaktan bahsediyorum. Seyrettiğinizi inceleyip tahlilini yapmanız gerekir. Amacı ne? Hangi mesajları içeriyor? Ne anlatıyor? Bu tip soruları sorarak film okuması yapmak kişinin toplum içerisinde fikirlerini özgürce söyleme konusunda özgüvenini yükseltir. Rahatça kendini ifade edebilir.

Spor Yapmak

Suskunluk sarmalı kuramı spor yapan insana bulaşamaz. Spor yapmak, insanın kan dolaşımını düzenler, daha hızlı düşünmeye sevk eder, daha hareketli ve daha enerjik olmasını sağlar. E böyle bir insanın özgüveni de gayet yerinde olur.

Bu etkenleri adeta bir zincir gibi birbirine bağladığınızda daha da özgürleştiğinizi göreceksiniz. O zaman ne suskunluk sarmalı kalacak ne de özgüven eksikliği. Şimdi güzel bir enerji geldi bile. Deneyin, farkı görün.

Yazar: Furkan Yılmaz

Subscribe to Enstitü Blog - Teknoloji, Eğitim ve Değişim Üzerine

Don’t miss out on the latest issues. Sign up now to get access to the library of members-only issues.
jamie@example.com
Subscribe