Hayalden Gerçeğe: Yazar Olmak

Bir hayali gerçekleştirmenin en temel basamağı, sahip olduğunuz bütün zamanı ve enerjiyi ona ayırmaktır. Bu durumda aklınızı kurcalayan bütün maddi ve manevi etkenlerden sıyrılmanız gerekir

Bir hayali gerçekleştirmenin en temel basamağı, sahip olduğunuz bütün zamanı ve enerjiyi ona ayırmaktır. Bu durumda aklınızı kurcalayan bütün maddi ve manevi etkenlerden sıyrılmanız gerekir. Söz konusu hayaliniz yazar olmak gibi bir kariyeri içeriyorsa, işiniz biraz daha zor demektir. Bir yazı yazmak, başlı başına hayatın içindeki her şeyi gözlemleme yeteneğinden geçer.

Her Şeyi Görmeli

Yazar her şeyi görmeli, her fikri duymalı ve her pencereden başını uzatabilme tarafsızlığına sahip olmalıdır. Mürekkebe hiç akıldan geçmemiş, hiç ilgi duyulmamış, içinde bir nebze yer etmemiş bir düşünceyi aşılamak mümkün değildir. Ancak her şey değişebilir ve yenilenebilir. Bir sanatçı da, diğer insanlardan daha çok yeni bir fikri kabul etmeye, yanlışını doğruya çevirmeye ve daima zihinsel gelişmeye açık olmalıdır.

Yazarın işi yazmaktan ziyade, kelimelere yeni bir işlem kazandırmaktır. Nasıl ki madenden çıkarılan bir kömürün mücevher sektöründe kullanılabilecek bir elmasa dönüşmesi için işlenmesi gerekiyorsa, bir yazının edebi bir değere kavuşması için de kelimelerin işlenmesi gerekir. Yazar, kelimelere yeni bir anlam kazandıran, onları asıl olması gereken yere konduran, dahası okunduğu anda hiç böyle hissetmediğini düşünen kişiye o duyguyu geçirebilecek hissiyatı yükleyen bir zanaatkardır.

Kitap Yazmak

Bir kitap yazmaya karar verildiğinde bunu ortaya çıkaracak bir fikre tutkun olmak gerekir.  Yazar bir gün uyanıp da bir konuda yazmaya karar vermez. O konu, belki de yıllardır aklını kurcalayan, ruhunu dolduran ve kalbinde yer bulan bir konudur.

Araştırmak, daima okumak ve yazmaktan vazgeçmemek; bir hayali, kitaba dönüştüren ana unsurdur. Bugüne kadar hiçbir yazarın ilk eseri, muhteşem bir basım olarak karşımıza çıkmamıştır. O muhteşem eser oluşana dek belki binlerce, belki yüz binlerce sayfalar karalanmış, yırtılıp atılmış ve en iyi haline gelene dek çalışılmıştır. İyi bir yazar olana dek daima yazarak ancak insan kendini geliştirebilir.

Roman Yazmak

Bir roman yazmak ise uzun bir birikimin sonucudur. Romanın ana unsurlarını belirli bir ana konu, anlatıcı, karakterler, zaman ve mekan oluşturur. Romanın başından sonuna kadar gerilimi düzenli bir şekilde yansıtmayı sağlayacak yan konular da ana konu etrafında dönerek ve onu yücelterek destek olur. Anlatıcı için geçmişten günümüze birkaç bakış açısı yaratılmıştır. Karakter bakış açılı romanlar, okuyucuyu daha çok içine alarak ona duyguyu aktarır. İlahi bakış açısı ise her şeyi görmemizi ve bilmemizi sağladığı için hikayenin gidişatına okuyucuyu daha hakim kılabilir. Gözlemci bakış açısı ise gözlemlenen olayları tarafsız bir dille okura sunar.

Romanın en önemli unsurunu ise karakterler oluşturur. Bir roman hangi türde yazılırsa yazılsın, karakterlerin gerçeklik taşıması önemlidir. Eğer yazar, kendi hikayesine inanmazsa, okuyucuyu da inandıramaz. Her romanın konusu, bir ana karakter etrafında şekillenir ve hikayeye dahil olan diğer tüm karakterler, aslında baş karakterin amacına ulaşması için orada şekil kazanmıştır. Önemli olan detay, karakterlere insani özellikleri yükleyerek mükemmellikten uzaklaştırmaktır.

Geçmişten günümüze birçok roman yazılmıştır, artık anlatılmayan bir konu bulmak neredeyse imkansızdır. Yazar için en önemli olan detay, hangi konu seçtiğinden ziyade o konuyu nasıl anlattığıdır. Bir roman betimlemeler, diyaloglar ve ayrıntılar ile okuyucunun kalbinde kalıcı bir yer kazanır.

Bir romanı yazmaktan daha zoru o romanı yayımlamaktır. İşte bu yüzden yazar kendi hikayesine sonuna kadar güvenmeli ve asla pes etmemelidir. Bir hayali gerçeğe dönüştüren şey, her zaman ona olan inancınız ve de ne kadar arkasında durduğunuzdur.

Yazar: Seda Noyan

Subscribe to Enstitü Blog

Don’t miss out on the latest issues. Sign up now to get access to the library of members-only issues.
jamie@example.com
Subscribe