İnsan Hatalarından Kaynaklanan Krizler

Her kriz yönetilemez belki ama aşılamayacak uçurumlar çıkmaz önünüze. Biraz uzmanlar biraz dua. Ama en çok siz lazımsınız size. İpler artık elinizde.

Çok küçük yaştaydım profesyonel olmak için o zamanlar. Ailemin içindeki şiddeti bazen görmezden gelmek, bazense çözümler üretmek için olmamam gereken bir yaştı. 4 çocuklu bir ailenin en küçük çocuğuyum. İlk olsaydım belki maruz kalmazdım bu kadar yaşamamam gereken olaylara. Mesela bu kadar şahitlik etmezdim kırılan cam seslerine belki duymazlıktan gelebilirdim birkaç bağırışı ya da öğrenmek zorunda kalmazdım bu kadar küfrü.

Kriz Yöneticisi

Çocukluğuma inmeyeceğim tabi ki. Sadece o zamanlar öğrendim iyi bir kriz yöneticisi olmayı. Çok gülüyorsun diyorlar ve gülmenin bana yakıştığını ekliyorlar. Bir yerde okumuştum; ''çok gülenin çok derdi vardır ve gülüş maskesidir'' yazıyordu. Ben o yazıya inananlardanım. Çalışan bir annenin çocuğu olmak zor geliyordu başlarda. Elinizden tutanın sizden sadece 4 yaş büyük bir abla olması herkesin çıkışta annesiyle döndüğü yolları -çok şanslılar babasıyla dönerdi- sizin ablanızla veya bazen tek dönüyor olmanız. İlk yalnız kalışımı aşmakla başlamalıydım yola. Ablamın büyük desteklerinden sonra ayıcıklarıma sarıldım. Çok iyi anne oldum onlara. Üzerlerini sıkı sıkı örttüm, onları gezmeye götürdüm ve çoğunlukla onlara sarılıp uyudum. Yanlış anlamayın annemi çok seviyorum ve onun o zamanlar bizim için çalışmak zorunda olduğunu biliyorum.

Hatırladıklarım Yaşım İlerledikçe Artıyor

Yaşım ilerledikçe hatırladıklarım fazlalaşıyor. Babamın nedenini bilmediğim ama içkinin verdiği sarhoşlukla ve öfke kontrolsüzlüğüyle evdeki camları kırdığını, küfürler savurduğunu hatırlıyorum. Bence ağlamakta bazen kriz yönetimine giriyor. Vücudunuzdaki o dehşet verici korkuyu atmanıza birebirdir bazen gözyaşları. Hayır hayır! yanlış tanımayın onu. Geceleri bizi uyandırıp ona özel tarifi olan ceviz ve incir karışımını elleriyle yedirip yanına ballı sütü elleriyle içirirdi. 'Kazandibim' diye sever hala beni. ''Annem'' der bazen ve dizlerime yatar saçlarını sevdirmek için. 55 yaşındaki bir adamın o çocuksu yanını görmeniz daha da karıştırıyor sizi. Farkındayım elbette! Hayatın onu ötekileştirmesi, 17 yaşında annesiyle tanışması, sokaklarda uyuyup kalkmak zorunda kalması onun suçu değildi farkındayım. Beni zorlayan kadar bu süreçleri atlatmamı sağlayan en büyük nedenler ve gerekçeler bunlar. Bazen sorunun kökü çözümün dibine gömülüyor işte, önemli olan görebilmek.

Ergenliğe girmiştim. Annemle kavga ederken duydu babam. İkimizi de çağırdı yanına ve anlat kızım dedi bana. Anlatmaya çalıştığım süre zarfında annem sürekli aralara girip böldü beni. Duruma sinirlenen babam bir bardak fırlattı anneme. Burnuna denk geldi kadıncağızın. Mosmor kesildi o an. Hemen buz tedavisi yapmaya gittiler mutfağa. Bu krizin çözümü yoktu işte benim için. Korkuyla pişmanlığı iliklerime kadar hissediyordum ve sökmem gerekiyordu. Daha önce hiç Müslüm Gürses dinlememiştim ben ya da konserlerindeki olayları duymamıştım. Sol kolumdaki 2 çizgi o güne ait. Babam özürler dilerken annem ''benim öyle bir kızım yok'' diye bağırıyordu. Hayattaki deneyimleriniz ilerideki sorunları nasıl çözeceğinizi gösteriyor aslında. Ben artık babam evdeyken annemle kavga etmiyorum mesela. Ya da her zamanki o tavrımı takınıp gülümsüyorum bana kızışlarına..

Haksızlığa Boyun Eğmemek

2 abim var benim. Büyüğü ters bir yapıya sahiptir, al babayı vur oğluna yani. Annemle bir gün bir konunun olurunu olmazını konuşurken ''susun'' dedi ortada susmamızı gerektirecek hiçbir durum yokken. Bu zamana kadar hep dediğini yapmıştım onun ama değişen hiçbir şey olmamıştı. Farklı bir yöntem denedim ve susmadım. Üzerime yürüdü, annem girdi araya. Bir dakika dedim anneme, ''abim ya bakalım ne yapacak!'' diye ekleyip elimle uzaklaştırdım annemi. Geldi.. Burnumun dibine kadar girdi ve çenemi tuttu. Tutmak değil de sıkmakta diyebiliriz buna :). Gözlerinin içine baktım. Susmuştum ama gözlerimle çok şey anlatıyordum ona. Duydu da. ''Ne bakıyorsun'' dedi. ''Yaptığın şeyden utanırsın belki diye bakıyorum'' oldu cevabım. Birkaç saniye sonra çekti elini ve sessizce çıktı salondan. Ertesi gün bir meyve sepeti geldi eve. ''Canım kardeşim özür dilerim'' yazıyordu notunda. Gittim sarıldım boynuna. O günden sonra kavgamız olmadı. Ve ben daha iyi anladım her haksızlığa boyun eymemem gerektiğini, her susuşun bir kabulleniş olduğunu.

İşte böyle karmaşık bir ailenin içinden en güleç çocuk olarak sıyrıldım.. Bu benim hayattaki zorluklara karşı en iyi kalkanım oldu. Canım yanmadı mı? Uyuyamadığım gecelerim olmadı mı? Oldu.. Yine olacak.. Deneyimlerimi cebime koymayı bildim ama her zaman. Babamın zayıf noktasını, yalnız kalmanın üstesinden nasıl geleceğimi ve nicesini.. Hepsini deneyimledikten sonra öğrendim. Benim krizlerim birkaç defa tekrarlandı belki ama üstesinden geldim hepsinin bir şekilde..

Şimdi 4 yıllık bir üniversite mezunu ve bu deli ama kabullenilmesi zor olmayan ailenin -mesleğini yapamasa da- gazeteci bir bireyiyim. ABD'de bulunan Kriz Yönetimi Enstitüsü (ICM) krizleri dört kategoride inceliyormuş. Benim hikayemi 'İnsan Hatalarından Kaynaklanan Krizler' başlığı altına yerleştirebiliriz bana kalırsa.  Her kriz yönetilemez belki ama aşılamayacak  uçurumlar çıkmaz önünüze. Biraz uzmanlar, biraz dua. Ama en çok siz lazımsınız size.İpler artık elinizde.

Konu ile ilgili Kriz Yönetimi ve Krizi Fırsata Çeviren Yedi İpucu! ve Çalışma Hayatında Kriz Yönetimi yazıları size fayda sağlayabilir.

Yazar: Devrim Yüksek

Subscribe to Enstitü Blog

Don’t miss out on the latest issues. Sign up now to get access to the library of members-only issues.
jamie@example.com
Subscribe