İnsan Mühendisliği Veya İş Bilimi: Ergonomi

Bu kavram ayrıca İnsan Mühendisliği veya İş Bilimi olarak da adlandırılabilir. Bu tanımlardan yola çıkarak kısaca ergonomi, insanın psikolojik ya da fizyolojik durumu dikkate alınarak ‘işin insana veya insanın işe uyum süreci’ şeklinde açıklanabilir.

Ergonomi ile İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın hayata geçmesiyle adını daha sık duyar olduk. Bu kelime Yunanca’dan “Ergon=Çalışma, İş” ve “Nomos=Yasa, Kanun” sözcüklerinin bir araya gelmesiyle oluşan çok disiplinli bir bilim dalının adıdır.

Bu kavram ayrıca İnsan Mühendisliği veya İş Bilimi olarak da adlandırılabilir. Bu tanımlardan yola çıkarak kısaca ergonomi, insanın psikolojik ya da fizyolojik durumu dikkate alınarak ‘işin insana veya insanın işe uyum süreci’ şeklinde açıklanabilir.

Ergonominin Amacı Ve Tarihi

Konunun uzmanları ergonomi çalışmalarında temel hedefin; çalışanın en etkin iş gücüyle hem sağlığını koruyarak yaşam kalitesini hem de ürün-hizmet kalitesini ve verimini arttırmak olduğunu söylüyor. Bu sayede insan becerilerinin fark edilmesi sağlanarak bunların etkin bir şekilde kullanılmasıyla, çalışma sırasında zorlayıcı durumlar yüzünden işçilerin yıpranması önlenebiliyor. Sonuç olarak insan-makine-çevre uyumu sayesinde iş kalitesinin artırılması hedefleniyor.

Frederick Winslow Taylor

Ergonomi kavramının sadece gelişen teknoloji ve buna bağlı değişen dünya için değil, insanlığın doğuşundan itibaren ihtiyaç duyulan bir alan olduğu belirtilir. Tarihte,18.yy’ın sonlarına doğru ergonomi alanında ilk çalışmayı Frederick Winslow Taylor yapmıştır. Taylor bu konuda işçilerin daha verimli ve düzenli şekilde çalışmaları için “ İş Düzeni” kavramı altında teoriler ve çalışmalar ortaya koymuştur. Ülkemizde ise bu konuda ilk çalışmalar, 1960’lı yılların sonuna doğru İstanbul Teknik Üniversitesi ve Çalışma Bakanlığı tarafından yapılmıştır. Ayrıca ilk olarak İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünde 1971 yılında ders olarak okutulmaya başlanmıştır.

Türkiye Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 155 sayılı sözleşmesini 2005 yılında imzalamıştır. Ancak 6331 sayılı yasanın yürürlüğe girmesiyle ILO sözleşmesinin 5.maddesinde yer alan” …işin maddi unsurları ile işi yapan veya nezaret eden kişiler arasındaki ilişkiler ve makine, techizat, çalışma süresi, işin düzenlenmesi ve iş usullerinin işçilerin fiziksel ve zihinsel kapasitelerine uyarlanması hususlarını dikkate alacaktır…” ifadesi ergonomi kavramını çok daha önemli bir konuma getirmiştir. Bütün bu kanunlara, çeşitli yönetmeliklere ve uluslararası sözleşmelere rağmen ülkemizde halen çoğu şirketlerde ergonomi bilincinin yeterince geliştiğini söylemek ne yazık ki şu an için mümkün görünmemektedir.

Ergonominin Alt Disiplinleri

Ergonomi en basit şekilde 3 başlık altında sınıflandırılabilir:

Fiziksel Ergonomi

İsminden de anlaşılacağı üzere insanların fiziksel özellikleriyle ilişkili fizyolojik, anatomik, antropometrik ve biyometrik özellikleriyle ilgilenir. Örneğin duruş (postür) özellikleri tekrar eden hareketler kas-iskelet sistemleri vb.

Organizasyonel ve Yönetimsel Ergonomi

İş programlama, iş tasarımı, yönetim değişimi, yönerge ve standartlar, iletişim, ekip çalışması, katılımcı tasarımı gibi konuların ‘işin-insana’ veya ‘insanın-işe’ uyumunda en optimum hale getirilmesi temel konuları arasında yer alır.

Bilişsel Ergonomi

Hafıza, algılama, muhakeme, mantık yürütme gibi mental süreçler, insan-bilgisayar etkileşimi, iş sistemi, insan güvenilirliği, becerili performans, karar verme, zihinsel iş yükü başlıca konularıdır.

Ergonomik Risk Faktörleri

Ergonomi kavramında insanın genel özellikleri ile çalışma ortamı arasındaki uyumun sağlanabilmesi çok önemlidir. Aksi durumda çeşitli ergonomik risk faktörleri ortaya çıkar. Bu uyumsuzluk sistematik olarak azaltılmazsa buna paralel olarak işin maliyeti artar. Örneğin; özellikle mavi yaka çalışanların fiziksel açıdan zorlayıcı durumlarla karşılaşmaları sonucu kalite ve verim düşer.

Ayrıca bu kişiler işvereninin, iş sağlığı ve güvenliği konusunda kendilerine mümkün olan çabayı göstermediğini düşünmeleri sonucu şirkete bağlılıkları da azalır. Kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları, bir iş yerinde rastlanan ergonomik risk faktörlerinin başında yer alır. Bu nedenle çalışma ortamındaki sıcaklık, hava sirkülasyonu, aydınlatma, gürültü, kullanılan araç-makinelerin insana uyumu gibi durumların işi zorlaştırıcı olmayacak biçimde tasarlanması gerekir. Aşağı verilen tabloda çalışma anında çalışanların vücut konumları ve buna bağlı olarak ortaya çıkan rahatsızlıklar ve şikayetler bulunmaktadır.

Yazar: Semiha Gülçiçek

Subscribe to Enstitü Blog - Teknoloji, Eğitim ve Değişim Üzerine

Don’t miss out on the latest issues. Sign up now to get access to the library of members-only issues.
jamie@example.com
Subscribe