Korkuları Yenmek İçin Uçmak

Zihin kendisine kolay gelen ve ona zevk veren olgularla uğraşmak ister, bunu başarmak ve kalıcı kılmak için korkularımızı kullanır.

Georges Perec otobiyografi denemeleri, kısa anlatılar ve eleştiri notlarından oluşan “Doğdum” adlı kitabında, paraşütle uçaktan atlamak üzere olduğu bir andan bahseder. Bu kısa anlatımda, tüylerinizi diken diken etmeyi başarır. On üçüncü denemesinde hala ilkmiş gibi korktuğunu hissettirir. On üç kez de vazgeçmek için kendisini ikna etmeye çalışır. Fakat atlamayı kabul etmesi ile fırlaması üzerine geri dönüşü olmayan bir yola girer.

Zorunlu bir atlama ile kendini cesaretli kılma halinin kişisel gelişim üzerine etkilerinden bahseder. Bundan sonra cesaret, onun için anlamsız bir kelime olmaktan çıkar, hayatında belirgin yeri olan bir kavrama dönüşür. Bir daha korkmamış mıdır? Elbette korkmuş, ancak bunun kendisini durdurmasına izin vermemiştir. Aksi takdirde yaptığı cesaretli bir iş olmazdı. Perec’in kesinlikle korkmaya hakkı vardı. Cesur olmasının başka türlü bir anlamı olmayacaktı.

Kendimizle Yüzleşmek Kolay Değil

Cesaret kavramını eylem gerektiren bir durum karşısında, sonucu ne olursa olsun, hareket edebilme yeteneği olarak tanımlayabiliriz. Başarısız olsanız da cesur olduğunuz gerçeği değişmez. Korkularınızla yüzleşmiş olmak büyük bir adımdır. Ne yazık ki, söylemesi yapmasından kolaydır. Çoğu zaman, beden ile zihnin girdiği bu çatışmanın farkında olmayız. Bizi geride tutanın ne olduğunu bilemeyiz. Zihnimiz, korkularımıza yataklık eder ve bilinçsiz bir haldeyken bile sürekli risk analizi yaparak olduğundan daha da büyütür korkularımızı.

Bu sadece fiziksel güç gerektiren eylemler için geçerli değildir. Çok basit olaylar bile zamanla, yapılamayacak veya cesaret edilemeyecek kadar zor eylemlere dönüşür. İnanın, bu kimi zaman, kitap okumak kadar basit bir edimdir. Sevmeyeceğimizden, anlayamayacağımızdan, bitiremeyeceğimizden, işimize yaramayacağından, vakit kaybedeceğimizden, gereksiz olduğundan o kitaba başlamaktan korkarız.

Bu korkuyu isteksizlik, motivasyonsuzluk, tembellik adı ile etiketleyip bir rafa kaldırır ve bir daha dönüp bakmayız. Başka birçok basit eylem için benzeri söylemler kolaylıkla yaratılabilir. Fakat bazen uçma ve okuma gibi birbirine yapı olarak zıt eylemler, fiziksel olmasa da zihinsel olarak aynı seviyede korku üretebilir. Perec’in deyimiyle, kendimizi fırlattığımızda oluşacak cesaret de kahramanlık seviyesinde hissedilebilir.

Kendinizi Her Zaman Dinlemeyin

Zihin kendisine kolay gelen ve ona zevk veren olgularla uğraşmak ister, bunu başarmak ve kalıcı kılmak için korkularımızı kullanır. “Başaramazsın, yapamazsın, beceremezsin, ne anlamı var, bir önemi yok” gibi sözler kulaklarımızın içinde durmadan yankılanır. Çok kısa bir zamanda da bunlara inanmaya başlarız. Kendimize deneme şansı vermeyiz. Yapıp yapamayacağımıza dair bir fikir oluşturmayız. Her şey tüm olumsuzluğu ile ortadadır. Üzerinde daha fazla düşünmeye gerek yoktur. Daha önce yeterince, bu konu üzerinde, düşünme fırsatımız olmuştur.

Kahraman Olma Zamanı

Evet, artık daha fazla kendimizi dinlemiyoruz. Zihnin kendi varlığı içinde, enine boyuna tartıp biçmesine olanak vermeden, kaba tabirle fazla düşünmeden, harekete geçmeli; yeni kapılar açmalı, farklı dünyalar keşfetmeli, kahraman olmalıyız. Cesur olmak ve hareket etmek bir adım atmak kadar kolay. Yine Perec’in deyimiyle tekrarlarsak kendini atmak, fırlatmak ve geri dönüşü olmayan bir olaylar zinciri başlatmak, kendimize kahraman olmak bazen bir kitabın kapağını çevirerek, bazen bir uçağın gövdesinden paraşütle atlayarak başlar.

Kendinize Zorunluluklar Yaratın

En son gerçekten ne zaman korktunuz? Bir kişi ya da olay için endişe duymak veya bir durumun vehameti için telaşlanmaktan bahsetmiyoruz. Bunlar, elbet bizi geri çeken korkularımız arasında yer alıyor. Öyle zamanlarda da cesur olmayı bilmeliyiz. Sevdiklerimizin iyiliği için cesaretli davranmak, kendimizden kaçmanın bir yolu olmadığı sürece onurlu bir hareket olabilir. Aksi takdirde kendimizi kandırmış oluruz.

Kendi uçma ve okuma cesaretinizi bulun. Rahatlık alanından sıyrılın ve bunları bir zorunluluk haline getirin. Korkularımızı tek tek ehlileştirip cesur eylemlere dönüştürdükçe, kendi kendimize koyduğumuz engelleri aştıkça, bu hayatta ne aradığımıza dair cevaplar bulma ihtimalimiz de artacaktır.

Yazar: Nurhayat Öz

Subscribe to Enstitü Blog - Teknoloji, Eğitim ve Değişim Üzerine

Don’t miss out on the latest issues. Sign up now to get access to the library of members-only issues.
jamie@example.com
Subscribe