Toltek Bilgeliği Ve Sevgi Farkındalığı

Toltekler kadim spritüel bilgileri ve uygulamaları araştırmak ve korumak için bir toplum oluşturan bilim insanları ve sanatçılardır. Bu kadim bilgelik eski zamanlarda oldukça gizlenen ve Tolteklerin kendine sakladığı ezoterik bilgelerden oluşuyordu.

Yaşam bir düşten ibarettir. Eğer sanatçıysak bizler sevgi ile yaratırız yaşamımızı ve düşümüz bir yapıta dönüşür. Don Miguel Ruiz Ustaca Sevmek kitabında da diğer Dört Anlaşma ve Beş Anlaşma yapıtlarında da Meksika’nın eski kadim bilgeliğinden Toltek bilgeliğinden esinlenerek eserlerini yazmıştır.

Toltek Nedir?

Toltekler kadim spritüel bilgileri ve uygulamaları araştırmak ve korumak için bir toplum oluşturan bilim insanları ve sanatçılardır. Bu kadim bilgelik eski zamanlarda oldukça gizlenen ve Tolteklerin kendine sakladığı ezoterik bilgelerden oluşuyordu. Neyse ki değişik soylardan gelen ve konunun içinde olan insanlar tarafından korunarak nesilden nesle aktarıldı.

Eski Toltek kehanetleri içinde bulunduğumuz çağın bu bilgeliğe geri dönmenin gerekli olacağı çağ olduğunu söylüyor. Yıllar boyunca gizli tutulan bu bilgilerin artık paylaşılma zamanının geldiğini söyleyerek başlıyor yazar. Hristiyanların, Müslümanların, Hinduların, Panteistlerin, Budistlerin, Tolteklerin ve daha nice inanç felsefelerinin bahsettiği dünya üzerinde bulunan çok kutsal bir frekans vardı. Bu sevgiydi.

Yaralı Zihinler

Toltekler zihinlerimizin yaralarla kaplı olduğunu söylerler. Bastırılmışızdır, yaralı zihinler tarafından evcilleştirilmişizdir. Ve sonucunda sevginin zıttı olan korkularımız programlanmıştır. Toltekler zihindeki korkuya zehirli parazitler derler. İçten içe yargılayan, bağışlayamayan, acı çekmeye odaklı zehirli parazitli insancıkların klonlamalarıyız. İnsan insanı evcilleştirmek için korkuyu kullanır. Bizi yetiştiren yaralı zihinler onlara öğreten yaralı zihinler ve daha süregelen bir durum. Peki, aynı zehri çocukken almış bu yaralı zihinlere kızabilir miydik? Yaralanmayı çocukken biz seçmemiştik, peki ya bize iyi gelmeyeni ayırt etme yaşına geldiğimizde…

Kitap öz sevginin peşindedir. Bu kutsal frekansı kirlettiğimizi, kutsal yaşam enerjimizin yerine parazitleri koyup, seviyor-muş gibi yaptığımız zamanlarda aslında yaralı zihnimizin yaralarını kaşıdığımızı anlatır. İlişkilere de oldukça değinen kitap. Kıskançlık, sahiplenme, bağımlılık, muhtaç olma durumu, mutluluk kaynağını karşısındaki insanın veyahut canlının verebileceğine inanan bir zihin, asla doymayacaktır. Bu terimler adı altında yaşanılan sevgi, sevgi değildir. Yine ikili ilişkilerde karşısındakini değiştirmeye çalışmak, kabullenişe geçememek adına söylenen bir kesit;

Köpekleri seviyorsanız neden gidip kedi alasınız? Kediniz olsun istiyorsanız ne diye at veya kuş alacaksınız? Birlikte olduğunuz insanları neden değiştirmeye çalışıyorsunuz? Başkalarını değiştirmeye çalışmak, köpeği kedi ya da ata dönüştürmeye çalışmak gibidir.

Peki, bu zehirli parazitleri nasıl temizleyeceğiz? Sorusuna yazarın cevabı şöyledir, neşter edinin. Yaraları kazıyıp, açıp, temizleyin. Bağışlayın ve ilaç olarak sevginizi sürün.  Affedin, haklı haksız olduğunuz için değil. Haklı, haksız yoktur. Herkes kendi parazitiyle can çekişir. Kendiniz için affedin. Ancak affederek özgürleşebilirsiniz!

Sevginin Gücü

Başka kimsenin sizi mutlu edemeyeceğinin mutluluk kaynağının içinizden gelen sevgi olduğunun bilincindeyseniz, bu farkındalık sizi sevgi ustası haline getirir. Kitapta yer alan Sihirli Mutfak adlı bir bölüm bulunuyor, kendini sevmenin yani öze olan sevginin önemini açıklamak adına 12’den vurmuş yazar. Evinizde sihirli bir mutfağınız olduğunu hayal edin. Bu mutfakta dünyanın herhangi bir yerinden dilediğiniz yiyeceğe dilediğiniz kadar sahip olabiliyorsunuz. Yiyecek konusunda tasalanmanıza hiç gerek yok. Ne isterseniz sofranızda beliriyor. Son derece cömertsiniz, yiyeceklerinizi koşulsuzca, karşılığında herhangi bir şey istemeksizin başkalarına sunuyorsunuz. Evinize kim gelirse gelsin yalnızca paylaşmak adına, sevgi için besleyip doyuruyorsunuz. Eviniz her zaman sihirli mutfağınızın yemeklerinden yemek isteyenlerle dolup taşıyor.

Derken günün birinde kapınız çalınıyor. Elinde pizzayla birisi gelmiş. Kapıyı açıyorsunuz, karşınızdaki size bakıp ‘Şu pizzayı görüyor musun’ diye soruyor. Bana yaşamını kontrol etme izni ver, senden istediklerimi yap, pizzayı sana vereyim. O zaman hiç aç kalmazsın, sana her gün pizza getiririm. Bütün yapacağın bana iyi davranmak.

Aynı pizza belki daha bile iyisi sizin mutfağınızda var. Ama bu kişi gelip istediği her şeyi yapmanız karşılığında size yiyecek vermeyi öneriyor. Güler. ‘Hayır teşekkürler. Senin yiyeceğine ihtiyacım yok. Mutfağım yiyecek dolu. Evime gelip istediğini yiyebilirsin, karşılığında bir şey yapman gerekmez. Benden istediklerini yapacağımı düşünme. Beni kimse yiyecekle parmağında oynatamaz.’dersiniz. Şimdi de tam tersini düşünün. Haftalar geçmiş, doğru dürüst yemek yememişsiniz. Açlıktan ölüyorsunuz, cebinizde para da yok. Elinde pizzayla çıkagelen kişi, ‘Bak, sana verecek yiyeceğim var. Alman için senden istediğimi yapman yeter.’ Diyor. Yiyeceğin kokusunu burnunuza geliyor, açsınız. Kabul etmeye karar veriyorsunuz. Siz biraz yedikten sonra, ‘Daha fazlasını alabilirsin ama istediklerimi yapmaya devam etmen gerek’ diyor.

Bugün yiyecek bir şeyleriniz var ama yarın olmayabilir. Onun için ne gerekiyorsa yapmaya karar veriyorsunuz. Yiyecek gereksiniminiz ve yokluk yüzünden köle haline gelebilirsiniz. Bir süre sonra kuşkular belirir içinizde. ‘Pizzam olmazsa ne yaparım? Pizzasız yaşayamam. Ya eşim benim pizzamı verecek olursa?’ dersiniz.

Sevgiyi Eyleme Dökmek

Şimdi yiyeceğin yerinde sevgi olsun. Yüreğiniz sevgiyle dolup taşıyor. Sevginiz yalnız size değil bütün dünyaya yetecek kadar bol. Öylesine sevgi dolusunuz ki kimsenin sevgisine ihtiyacınız yok. Sevginizi şart koşmadan paylaşıyorsunuz. Sevgi milyonerisiniz. Birisi kapınızı çalıp ‘Sana verecek sevgim var. İstediğimi yap, senindir’diyor.

Sevgi doluysanız tepkiniz ne olur? Güler, ‘teşekkürler ama sevgine ihtiyacım yok. Yüreğimde aynı sevgi, hatta daha büyüğü, iyisi var ve onu da koşulsuzca paylaşıyorum’ dersiniz. Ama ya sevgi açlığı çekiyorsanız, yüreğinizde sevgi yoksa ve birisi çıka gelip, ‘biraz sevgi ister misin? İstediklerimi yapacak olursan sevgimi alabilirsin’ diyecek olursa? Bu sevgi için her şeyi yaparsınız. Hatta öyle yoksullaşırsınız ki bir parça sevgi için ruhunuzu verirsiniz.

Yüreğiniz o sihirli mutfak gibidir. Açarsanız gereksindiğiniz bütün sevgiyi bulursunuz. Diyar diyar dolaşıp ‘Ne olur, birisi sevsin beni. Öyle yalnızım ki, sevgiye layık değilim. Beni sevecek, sevilmeye layık olduğumu kanıtlayacak birisine ihtiyacım var’ diye sevgi dilenmenize gerek yok. Sevgi içimizde ama biz bu sevgiyi göremiyoruz.130 sayfalık bir akışta okuyabileceğiniz, farkındalık ve kafa açmak için birebir.  Kitap sevebilme sanatında usta bir rehber. Ustaca sevmenin yolu sevgiyi eyleme dökmek. Sevginizi doğrulamanız, açıklamanız gerekmez. Gereken sevgiyi yaşamaktır. Ustayı yaratan uygulamadır.’

Yazar: Melisa Kayabaşı

Subscribe to Enstitü Blog

Don’t miss out on the latest issues. Sign up now to get access to the library of members-only issues.
jamie@example.com
Subscribe