Yaygınlaşan Dert: Pazartesi Sendromu

Haftanın ilk günü ezber bozulmaz ve trafik en çok pazartesi sabahları olur. İnsanlar sendromun da etkisindeyken bu durum bir iyi gelir bir iyi gelir ki onlara aman sormayın kendilerine.

Son yıllarda oldukça sık kullanılmaya başlandı “Pazartesi Sendromu” tanımı. Genci yaşlısı çalışanı çalışmayanı herkesin dilinde sürekli dolanır oldu bu ikilem.

Nedir Bu pazartesi sendromu?

Öncelikle kendi fikrimce tanımlayacak olursam bir kişinin tatil havasında geçen hafta sonundan sonra işine, uğraşına gittiği, haftanın da ilk günü olan pazartesi günlerinde psikolojik olarak yaşadığı tembellik, hatta tatile devam etme isteğidir.

Sadece bir amaç uğruna dışarıda bulunanların değil ayrıca evde kalanların da içinde bulunduğu bir ruh halidir. Çünkü kişi evdeyse ve bir uğraşı yoksa boşlukta hisseder kendisini. Herkes okuluna veya işine giderken yani bir telaş içindeyken kendisinin evde kalması garip gelir ona. Hele de hafta sonu dışarıya çıkıldıysa o zaman daha da derinden etkiler bu durum evdeki kişiyi.

Kış Ayları

O sıcacık yorgandan ayrılmak istemeyiz. Aslında haftanın hiçbir günü istenmez bu ama, durum bu ya pazartesi günleri ekstra bir zor gelir insana. Çünkü geride bıraktığımız bir hafta sonu vardır ve onun etkisinin sürmesini hatta hiç bitmemesini isteriz. Zar zor okula veya işe gittiysek de şu muhabbet mutlaka geçer ortamda: "Bu sabah o sıcacık yorgandan yine hiç ayrılmak istemedim." diye.

Sabah Trafiği

Haftanın ilk günü ezber bozulmaz ve trafik en çok pazartesi sabahları olur. İnsanlar sendromun da etkisindeyken bu durum bir iyi gelir bir iyi gelir ki onlara aman sormayın kendilerine. Zar zor işe veya okula varılır ve trafiğin de etkisiyle çoğu kişide sinirler hat safhadadır.

Nasıl Düzeliyor Bu Durum?

İlk yardımcı sabah kahvesi oluyor elbet. Kimisi evinden çıkmadan da içmiş oluyor ama o ortamda bir kahve daha gitmez mi? Gider pek tabii. Peki evdekiler ne yapıyor aynı vakitte? Cevabı zor olmasa gerek. Onlar da ya elinde kitaplarıyla ya da televizyon karşısında içiyorlar sabah kahvelerini.

Bu Sendrom Nasıl Ortaya Çıkmış?

Özellikle şehirde hatta İstanbul gibi büyük şehirlerde yaşayanlarda görülen bir durum bence. Sürekli artan nüfus, sabah-akşam trafikleri, toplu taşımadaki kalabalık -hatta sıkışıklık- doğal alanın azlığı ve tüm bunların doğal sonucu olarak yaşanan stres insanların böyle bir sendrom yaşamasına sebep oluyor diyebilirim. Herkes yaşıyor mudur bunu?

Belçika gibi düzenin hakim olduğu bir ülke mesela. Gidip gezmiş ve görmüş gibi olarak söylüyorum; insan yaşamı şehirde dahi o kadar konforlu ki oradaki insanların böyle bir ruh halini yaşayacağını sanmıyorum. Bir hayal edin: trafik yok denecek kadar az, kavga yok, sinir yok, stres yok. Bu insanlarda sendrom nasıl olsun ki?

Etkisinden Nasıl Kurtulabiliriz?

  • Yaşanan günlük sorunları gözde büyütmemek
  • Olumsuz bir durumla karşılaştığımızda sakinliğimizi korumak
  • Karşımızdaki kişi veya kişiler yükseldiğinde aynı şekilde karşılık vermemek
  • Dışarıya çıkıldığında asıl amacımızı hatırlamak ve buna odaklanmak
  • Her şeyden öncesinde kendimizi sevmek ve kendimize değer vermek.
Yazar: Elis Şen

Subscribe to Enstitü Blog

Don’t miss out on the latest issues. Sign up now to get access to the library of members-only issues.
jamie@example.com
Subscribe